|
|
|
aga, ağa
1. is. Ağabey,
büyük erkek kar-deş, MS 31; aga (Maçka, Torul), AC 305 “beni
üGür agama al da git demiş kaxmıs yuGarı” BR 98/83, AKÇ 160
(Akçaabat); a:cu “ağabey” (Ünye); büyük ağa “dede” Ş 129
(Şebinkarahisar), TS 35 (Tonya); aka AKÇ 160
Erzurum’da dadaş “ağabey” Eİ III 69, ağa Eİ III 18.
< Aqa kökü tüm Türk dillerinde baba ve ağabey anlamına
gelmektedir (Çuvaş akka, Gagavuz aga, Türkmen aqqa, Karaçay,
Kumık aqa, Özbek, Uygur oqo, Yakut ağa, Kırgız ake, Tatar êkê,
Kazak êke)
Moğolca aqa “ağabey”
Bununla birlikte Doğu Karadeniz’de, ağa kelimesi babayı
tanımlamaz. Bu bakımdan genel olarak Anadolu’dan ve komşu iller
Erzurum ve Bayburt’tan farklılaşmıştır. Ana-dolu’da ağabey ve
baba anlamları dışında nüfuzlu toprak sahipleri içinde
kullanılır.
Osmanlı döneminde toplumda ayrıcalıklı konum ve otorite sahibi
olan kişilere verilen isim olan ve zamanla kurumlaşan ağalık,
Anadolu’nun pek çok bölgesinde olduğu gibi Doğu Karadeniz’de de
18. asır Laz isyanları döneminde Osmanlı Devleti tarafından
bü-yük ölçüde lağvedilmiştir.
Bununla birlikte özellikle Of ilçesinde, günümüzde bile halk
nazarındaki saygın-lıklarını koruyabilen ağalar, Cumhuriyet’in
ilk yıllarına dek hüküm sürmeye devam et-miştir. Günday,
anılarında Osmanlı’nın son döneminde yöredeki ağaların konumu ve
halk üzerindeki etkisine dair faydalı notlar almıştır:
“Of’ta ağalık hükümranlığının her taraftan daha fazla ve daha
kuvvetli bir şekilde mev-cut olduğunu gördüm. Bunlardan Solaklı
deresi ağaları Sarı Ali oğulları olup, Of’un en kudretli ailesi
de bunlardır. Çakıroğulları de-nilen Baltacı deresi ağaları ile
ikinci derece Osman Vehbioğlu ve Telli oğlu gibi ağalarda vardı.
Bu ağaların köyleri kasabadan uzak yerlerdedir. Her birinin
kasabada bir odası vardır, bunlar hep kasabadaki odalarında
ikamet ederler. Bunlar bu odalarda adeta hepsi kendi mıntıkaları
için birer hükümet kurmuş vaziyettedirler. Bu ağalara mensup
köylüler hükümete ait işlerini veyahut oğul veya kızlarını
evlendirmek gibi hususlarını ağaları vasıtasıyla yaparlar.
Ağalar bu a-damlardan haline ve işine göre ücret ve rüş-vet
almaktadırlar. Köylerde her sene ağalık aidatı tahsil
ettiklerini tesbit etmiştim. Of’ta yetmiş medrese vardı. Hemen
bütün Oflular bu medreselerde talebe olarak kayıtlıydılar. Fakat
bunalrın çoğu medrese tahsiline de-vam etmiyordu. İkinci
Abdülhamid devrinde medreselerde kayıtlı talebe imtihansız
olarak medrese müdürünün tasdiki ile mü-kellefiyeti askeriyeden
muaf olmaları bu hale sebep oluyordu.
Of’ta bu ağalar vasıtasıyla hemen bütün memurlara şamil bir
rüşvet dalgası vardı. Zaten kaymakam Celal bey hakkındaki iki
başlı kıyamda rüşvet yüzünden çıkmıştı... Mesela o zaman
askerlik bedeli vermek u-sülü vardı. Bedeli nakdi verecek
olanların, idare meclisinden servet sahibi olduğuna dair asli
servet mazbatası almaları mecburi idi... Köylerde hiç bir
delikanlı bir kız ile serbestçe evlenemiyordu. Evvela kızı
alacak şahıs ağasına para vermek suretiyle onun teveccühünü
kazanmak zorunda idi. Aksi takdirde kızın daha evvelce başka
birine nikahlı olduğu ve o adamında uzak bir memlekette asker
bulunduğu idda edilerek evleneceklerin nikahlarının kıyılmasına
mani oluyor ve sonra istediği rüşveti alınca iddi-asından
vazgeçiyordu. Böyle bir hadise de kasabanın muhtarı altmışı
geçmiş bir adam için bir kız için Rusya’da kızın babası ile
an-laşarak oğluna nikahladığını ve oğlunun da İzmit’te asker
olduğunu söylüyordu. Sarı Ali oğlu Pulat efendi vasıtasıyla bu
adama is-tediği parayı bir cürmü meşut yaparak ver-dirdim ve
muhtarı bu suçundan dolayı müs-tantiklikce tevkif ettirdim” GND
14-16
Fallmerayer, 1840
Derebeyi, Sultan Mahmut’un reform-larından önce zengin olan ve
alt tabaka-daki halkı kendi çıkarları için sömüren Küç-ük
Asya’nın feodal efendilerine deniyor-du... Bu Kolhis derebeyleri
soğuk mevsimi şehirlerde geçiren, sadece yazın arazile-rinde
kalan soylu insanlar değildirler. Bunlar, kendilerine miras
kalan yerlerde bağımsızlık hakkı olan toprak efendileriydi ve
doğuştan itibaren, ister Konya ister Trabzon isterse İstanbul
olsun, Anadolu-nun herhangi bir merkezi kuvvetinin et-kisine,
saldırısına ve güçlenmesine karşı cephe oluştururlardı. Trabzon
İmparator-luğu’nun yıkılmasından sonra onlar, mal mülk ve
kaleleriyle birlikte, hain ve is-yankar düşünceleriyle Trabzon
tarihinde çok trajik bir rol oynamışlar, taşkın Archontların
haklarını ve siyasi ilkelerini de almışlardı. Elbette herkes
derebeyi gibi Cevizlik’in yukarısında rahat rahat oturmu-yordu.
Dağların ulaşılmaz yerlerinde, kaya-ların tepelerinde, yüksek
sarp yamaçların ve gittikçe genişleyen uçurumların kenar-larında
kendilerine, kemerli kapı girişleri ve demir kapıları olan ve
bunlara dar, kaya-ların içine oyulmuş keçi yolları ya da
uçu-rumun üstüne gerilmiş asma çubuklardan yapılmış köprülerle
ulaşılabilen taş şatolar yapmışlardı FLM 110
2. is. Köyün yaşça büyük erkeklerine hi-tap sözü AKÇ 160
(Akçaabat)
3. mec. Seranderinde ailesine bir yıl ye-tecek kadar mısırı olan
veya diğerlerine o-ranla hali vakti biraz daha yerinde olan
köylülere takılan lakap “Atun başi dağadur/ Ata binen ağadur” BY
51 (Trabzon), “Ağa-lar hasat zamanı harmanı atla taşırdı.
Har-man çuvallanıp hayvanlara yüklenir, çuval-lara peşenk (zil)
takılırdı. Atı olmayanlar harmanı sırtında taşırdı” RK 314, “Hey
ağa-lar, duman dağdan yürüdi/Nice nazlı beden yerde çürüdi” RŞ
14 (Çayeli)
Trabzon Rumcasında da ağa kelimesinin kullanımı ağabey
anlamındadır:
T'enan t'alo epan ta podhares, omon agas kachese “ağa gibi ayak
ayak üstüne otu-ruyorsun” örneğinde olduğu gibi seyrek de olsa
kullanımı, eski derebeylik zamanının iz-lerinden biri ya da
Anadolu ile kültürel et-kileşimin sonucu olarak algılanmalıdır
(Çay-kara Ogene)
Günümüzde Çaykara’da varlıklı kişiler kullanılan için zenginis
(zengin) ve paralis (paralı) kelimeleri ise Türkçe’den geçmiştir
> Karadeniz Rumcası ağas (άγας) P Ι 6
Kaynak:
Özhan Öztürk.
Karadeniz Ansiklopedik
Sözlük. Heyamola yayıncılık, İstanbul. 2005. ISBN: 975-6121-00-9.
|
|
META
TAG:
Karadenizliler, Lazlar, Hemşinliler, Laz
uşakları, Trabzonlular, Rizeliler, Giresunlular,
Karadeniz bölgesi, Karadeniz bölgesinde, kim
kimdir, biyografiler, ünlü kişiler, sanatçılar,
sporcular, futbol takımları, okullar
| |