ABA
aba
1. is. Kaba dokunmuş dayanıklı bir çe-şit yün
kumaş olan siyah şayaktan dikilip, içine de,
aynı kumaştan yapılan yelek giyi-len, yakasız,
kolları astarlı olmasına karşılık, beden kısmına
astar dikilmeyen ceket adı (Ordu, Giresun,
Trazon), “İprandi
abacu-ğum da/Oni yarum yamatur”
BY 131 (Batı
Trabzon), “abamı
omuzuna/Bak meşine meşine” ÇK 98, 551
(Şalpazarı)
Modern Türkçe ve
Osmanlıca aba TDK 1, LL 9
< Osmanlıca abâ “yünden
yapılmış bir kaba kumaş çeşidi ve bu kumaştan
yapılmış elbise” OSM 2
< Arapça abâ “deve
ya da keçi kılından dokunan kumaş”
2. is. Çocuk dilinde
abla (Torul, Kürtün, Bafra, Giresun); aba “abla”
AKÇ 159 (Ak-çaabat), OYA 333 (Ordu); abu (Ünye),
abca “abla”
SD 63 (Giresun); abıca “büyük
abla” (Giresun Bozat)
3. is. Yaşlı kadın
akraba RK 33 (Rize)
4. is. Yenge (Bk)
abo (Şavşat)
5. is. Büyük erkek
kardeş, ağabey (Ordu Akkuş)
Trabzon il
merkezinden Gürcistan sınırı-na kadar yer alan
bölgede, akraba olsun ve-ya olmasın, köyün tüm
yaşlı kadınları “hala”
olarak tanımlanır ve bu terim Anadolu’da yaygın
olarak kullanılan teyzenin karşılığıdır. Tek
istisna, muhtemelen Erzurum ağzının etkisiyle,
aynı tanımı “aba”
olarak kullanan bazı Rize merkez köyleridir.
Anadolu’da aba
formu; anne, büyükan-ne, hala, yenge ve abla
anlamlarında kulla-nılmaktadır SD 61, 65.
Samsun Bafra’da abu
“abla,
hala, teyze”
Erzurum Narman’da
aba “anne”,
Erzu-rum Olur’da aba “abla”
olup, eski Türkçe insan anlamındaki “apa”
kelimesinin evrimi ile bu anlamı kazanmıştır.
Kudadgu Bilig’de apa “adem,
insan” KDGB III 21.
Anadolu Türkçesinde
kullanılan anne ke-limesinin tarihi muhtemelen
arkaik Anadolu dillerine dek inmektedir. Palaik
(Tespit edi-lebilen 250 kelimeden sadece 100
kadarının şifresi çözülebilen MÖ 17-14.
yüzyıllar ara-sında Orta Anadolu’da konumlanmış
Pala ülkesinin dili) anna ve Hititçe anni kök-lerinden
günümüze intikal edebilmiş olması ihtimali
fevkalâde ilginçtir.
Yunanca, anne
anlamında kullanılan iki kelimeden biri olan
mana da (μάνα)
aynı kökten türemiş olabilir. Yunanca diğer
tanım mitera (μητέρα)
ise Hint-Avrupa dillerinin ortak kökeni olan ‘matar’
dan türemiştir (İngilizce mother, Almanca mutter,
Hintçe mātar, Keltçe mather, Slavca Mать).
Anabasis’te (MÖ 401) mitir (μήτηρ)
formu kayıtlıdır:
"Paræsatiw m¢n d¯ ²
m®thr
êp°rxe tÒ KærÄ, filoèsa
aétòn mllon µ tòn basileæonta ?Artaj¡rjhn+"
(Kyros’u hükümran Kral
Artakserkses’ten daha çok seven anneleri
Parysatis ondan yanaydı)
ANBS I. 1. 4.
Türkçe ana
kelimesine ilk olarak 13. yüzyıl öncesinde
Uygurca’da rastlanmış (anasın
oğlanı severçe), Hakaz, Harzemşah, Kuman ve
Kıpçaklarda tespit edilmiştir CL 170. Mogolca
eme “anne”,
Tunguz ani, añi “anne”,
Korece ama “anne”,
Macarca anya “anne”,
anyos “kayınvalide”,
Fince emä “ka-rı,
anne”, Sümerce me, ama “anne”,
Dravidian anna “anne”
Türk dillerinde ebe
“anne”
(Çuvaş ama; Anadolu, Azeri, Yakut ebe; Karaçay,
Kumık eb; Tatar êbi; Kazak ebej; Kırgız; Güney
Altay emegen), aba “baba,
amca” (Türk-men, Azeri, Anadolu, Kırgız,
Hakaz, Yakut aba; Kazak apa; Özbek, Uygur opa;
Tuvan awa)
Günümüz Türk
dillerinde aba:, apa, ebe, epe formları “ata,
büyükbaba, büyük anna, baba, anne, abi, abla”
anlamlarında kulla-nılmaktadır.
13. yüzyıl öncesi
kayıtlarda ebe (Kıpçak [ebem
eçkisin koştu], Oğuz, Çağatay, Uy-gur, Hakaz,
Tibet) geçmektedir CL 5.
Eski Türkçe ög, öke
“anne,
kızkardeş”
kelimesi ise
yöredeki Türkmenler tarafından dahi
duyulmamış dahası
Anadolu’da da u-nutulmuştur: hükä, uka
(Uygurca), okin, ökin (Moğol), uki (Mançu), óku-sama,
óku-san “eş,
kadın” (Japonca) UA
Farsi dillerde aba “baba”
(Farsça, Kürtçe aba; Puştu abu) < Hint-Avrupa
dil ailesinde appa “baba”
(Yunanca appa [αππα]; To-harca appake; Farsi
aba) ve akka “anne,
baba” (İtalic acca; Yunanca ako [ακκω];
Hintçe akka), Macarca anya “anne”,
ange “yenge”,
apa “baba”
(UA anya), Dravidian appa “baba”,
Sümerce ab, abba “ata,
baba” Eski dünya’da farklı dil gruplarının
bile ortak kök ve paydaları olabileceğine dair
ipuçları vermektedir.
Bununla birlikte
tıpkı baba (Bk) kelimesi gibi ata, apa, ama, ana
kelimeleri, bebek-lerin ilk telaffuz ettiği
kelimeler olduğundan, birbiriyle ilişkisiz
dillerde bulunmasını, ortak atalara değil, insan
beyninin proglanmasına bağlayan bilim
adamlarının sayısı da az de-ğildir.
Ayrıntılı bilgi için
Bk. baba
Türkçe ata, Hititçe
atta, Latince ata (< Etrüskçe), Gotça ata,
Macarca atya, Estonca at, Samoyed at’a,
Dravidian atta “baba”
Fince ati “kayınpeder”
Antik Yunanca
metinlerde ata (tta)
“baba”
"Svkr?thw
many?neiw pou par? YeodÅrou
gevmetrÛaw
tta"
Plato, Theaetetus 145c
"FoÝnij
tta
gerai¢ palaigen¡w, eª g?r
?Ay®nh"
Homer, Iliad book 17. 561
6. ünl! Hadi; davet,
çağrı sedası (Hopa, Borçka, Şavşat)
Lazca aba “hadi,
öyleyse, pekala, haydi”
LAT 17
Megrelce aba (aba)
MNG 8, Gürcüce aba (aba)
Kaynak:
Özhan Öztürk.
Karadeniz Ansiklopedik
Sözlük. Heyamola yayıncılık, İstanbul. 2005. ISBN: 975-6121-00-9. Tüm telif
hakları saklıdır. İzin almadan veya kaynak gösterilmeden
bir kısmı veya tamamı kopyalanamaz ve kullanılamaz.
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfadaki bazı
fontları görebilmeniz için şu fontları sistemizin Yazı Tipleri
klasörüne kopyalamalasınız:alboni.TTF
(Lazca font), Athenian.ttf
(Antik Yunanca Font),
GEORGIA.TTF (Gürcüce font)
|