aşana
is. Mutfak; köy evinde ocağın bu-lunduğu, yemek pişirilen yer
(Ordu, Gire-sun, Trabzon, Rize, Artvin, Gümüşhane), MS 45, G 24,
TS 38, AKÇ 167, AC 307 (Or-du), OYA 334; aşxana GK 429, “ḳuḳḳu
ne bağırırsın/ ḳarşiki taşanada/ Annen_mi vur-du seni/ Ağlarsın
aşanada?” TG 27; aşhana İK 49; aşġana OYA 334 (Ordu); aşgana
(Yusufeli), aşene (Giresun), aşevi (Tirebolu), aşana (Ünye,
Keşap, Maçka, Güneyce) Güngör, 1987: 41
Anadolu’da aşene (Amasya, Konya Kara-man) SD 1122; aşkana
(Erzincan) AD 2.8, SD 122; aşdamı SD 121 (Uşak, Isparta, Ay-dın,
İzmir, Antalya, Konya); aşevi SD 121 (Afyon, Trabzon, Balıkesir,
Trabzon, Çorum, Samsun, Manisa, Malatya, Zonguldak, Ça-nakkale,
Eskişehir); ajdama SD 91 (Erzin-can)
Trabzon şehir merkezinin batısındaki köy evlerinde mutfak
(aşana) salona bitişik ko-numlanmış ayrı bir oda iken, Yomra’dan
Ho-pa’ya kadar olan bölgede mutfak ayrı bir o-da olmayıp evin
merkezi olan hayat ile bü-tünleşmiştir. Doğu Trabzon tipi evler,
farklı bir yaşam ve mekan anlayışının sonucu ola-rak inşa
edilmiş olup, Anadolu kültüründe benzer örneği yoktur.
Dolayısıyla Trabzon şehir merkezi, doğu ve batı yönünde, Kafkas
ve Anadolu mekan kültürünün sınırı, başka bir deyişle
kucaklaştığı merkezidir. Doğu Trabzon’da hayat’ın orta yerinde
taştan hazırlanmış ocaklık üzerinde, tavana bir zincir (kremul)
yardımıyla asılmış bir kazan bulunmaktadır.
Eğimli araziden faydalanarak inşa edil-miş Doğu Trabzon
evlerinde taş yığma tek-niğiyle yapılan ahır, eğim yönünde
konum-lanmıştır. Evin eğim yönüne dik her iki ya-nındaki
kapıları, daha çok ayakkabı ve ter-liklerin, dışarıda bırakılmak
istenmeyen ta-rım gereçlerinin depolandığı küçük hollere,
onlarda birer iç kapı yardımıyla hayata açı-lırlar. Hayatın bir
duvarında oflan/terek adı verilen kap, kacağın dizildiği ahşap
raflar bulunmakta genellikle tam karşısındaki du-varda (yokuş
yukarı pozisyondaki) içinde kuru bakliyat, zahire, boy boy
kazanlar ve pilekilerin saklandığı küçük bir kiler odası (sarbi)
bulunmaktadır
<
Farsça āšxāna “mutfak, yemek pişirilen yer” AT 134.
Bununla birlikte cümleyi oluşturan keli-melerden çorba,
yemek anlamındaki “aş” kökeni tartışmalı kelimelerden birisidir.
De-vellioğlu Farsça (OSM 46), Eyüboğlu ise (İZE 43) Sanskritçe
kökenli olduğunu belirt-miştir. Gerçekten de aş hem Farsça’da
hem de Türkçe’nin pek çok arkaik dialeğinde bulunduğuna göre her
iki dile de Sansk-ritçe’den girdiği düşünülebilir. Uygur
Türk-çesinde aşlık “mutfak” kelimesinin karşılığı olarak
tanımlanmışken, aynı kelime Oğuz ve Kumanlarda buğday, hububat
anlamında kullanılmıştır CL 261.
İkinci kelime hâne ise Farça ev anlamın-dadır.
Kaynak:
Özhan Öztürk.
Karadeniz Ansiklopedik
Sözlük. Heyamola yayıncılık, İstanbul. 2005. ISBN:
975-6121-00-9.
|