Hititler ve Hattuşa gezisi
Gecmisin İzlerini Takip Ederken
Yazı
: Nurperi Ünsal

Anadolu, bereketli topraklarında yüzyıllardan
günümüze kadar ulaşmış sayısız medeniyetlerin
izleri ile doludur. Bir izi takip ederek
çıktığım yolculukta , böylesine derin ve
görkemli bir medeniyetle karşılaşacağımı tahmin
bile edemezdim.
I.Ö. 2000 yılında kurulan
ve 400 yıldan uzun süren, antik dünyanın süper
güçleri arasında yerini alan HİTİT İMPARATORLUĞU
, Ankara’nın 160 km. doğusunda, Çorum iline
bağlı Boğazkale (Boğazköy) ilçesinde yer alan
başkent HATUŞA orta Anadolu’daki küçük bir
şehrin İ.Ö. 1700’lerde sonu gelmiş gibiydi. ‘’
Hattuş şehrini geceleyin yaptığım bir saldırı
ile aldım. Yerine yaban otu ektim. Benden sonra
her kim kral olur ve Hattuş’u yeniden iskan
ederse Gökyüzünün Fırtına Tanrısı’nın laneti
üzerine olsun!’’

Kuşşara şehrinin kralı Anitta bu dileğini bir
tablet üzerine çiviyazısıyla yazdırdı. Ancak,
Hatti Krallığı’nın ve başkenti Hattuş’un yerle
bir edilişi üzerinden yüz yıl bile geçmeden,
yine Kuşşara kökenli bir soylu, sonradan uzun
bir süre, antik dünyanın ‘’süper gücü’’ olarak
varlığını sürdürecek bir imparatorluğun merkezi
haline getirdi. Kral Hattuşili, Hattuşlu
anlamına gelen bu adı Hattuş kentini yeniden
kurup kendine başkent yaptığı sırada almış
olmalıydı. Hattuşili, II. Labarna olarak da
bilinir. İ.Ö. 1650-1620 arasında hüküm süren
Hitit kralı, Kuşşara yerine Hattuşa’yı
(Boğazköy) başkent yaptıktan sonra Hattuşalı
anlamına gelen Hattuşili adını almıştır.
Yakınlarına ve pankus’a (genel kurul) hitap
ettiği veda konuşmasında geçmişteki siyasal
çekişmeleri değerlendirdi; torunu I. Murşuli’yi
yerine geçirdi, ayrıca ailesine ve haklına erdem
ve ılımlığı öğütledi. Hititçe ve Akad dilinde
yazılmış bu vasiyetname Eski Hitit Dönemi’nin
siyasal tarihine ilişkin önemli bir kaynaktır.
Büyük kral unvanı yalnızca Hattuşa’da oturan
kralların sahip olduğu unvandı. I. Murşili
krallığın gücünü Anadolu dışına taşıyarak Halep
şehrini aldı. Fırat boyunda ilerleyerek Babil’e
kadar geldi ve buradaki Hammurabi hanedanlığına
son verdi. İç huzursuzluklar ve dışardan gelen
baskılar zamanla krallığı zayıflattı. Ege
Bölgesinde Arzavallılar bağımsızlıklarını ilan
etti ve Kilikşa ile orta Toros’larda
Kizzuvatna’da da ayrı bir hanedanlık kurulması
ile ticaret ve bol ganimet getiren istilalar
için Suriye yolu Hititlere kapanmış oldu.
İ.Ö.15. y.y. ortalarında I. Tudhaliya ve oğlu I.
Arnuvanda dönemi Büyük Hitit Krallığı dönemidir.
Kizuvatna’nın alınmasıyla ilgili olmalı. Çünkü,
Kizzuvatna uzun süre Hititlerin doğu komşusu
Mitanni Krallığı’nın etkisinde kalmıştı. Bu
dönemde Hitit soyluları, yabancı kültleri ve
mitosları kendi dinlerine kattı.
Bir süre sonra yine salgın hastalıklar ve düşman
saldırıları, özellikle kuzeyden gelen Kaşka
akınları devleti zayıflatmaya başladı. Başkent
Hattuşa, İ.Ö. 1400’lerde düşman saldırısı sonucu
büyük bir yangın geçirdi. İ.Ö. 14. y.y.
ortalarında genç ve dinamik I. Şupiluliuma’nın
tahta çıkısıyla durum yeniden değişti. Yeni kral
güçlü bir lider ve zeki bir politikacıydı.
Güneydoğudaki komşusu Mittani Krallığı’nı yıktı
ve kuzey Suriye’yi yeniden Hitit egemenliğine
kattı. İ.Ö. 13 y.y. ortalarında Hitit
İmparatorluğu en geniş ve gücünün en parlak
dönemini yaşadı. Başkent Hattuşa’da yapılaşmada
da en parlak örneklerini verdi. Anıtsal Aslanlı
Kapı bu dönemde yapılmıştır. Bu kapı başkent
Hattuşa’yı çevreleyen surların üç önemli
kapısından biridir. Kuzey Suriye’ nin alınması
ile bölgedeki sınırlar değişti ve doğu
Akdeniz’de gücünü kanıtlamak isteyen Mısır ile
sürekli sürtüşme yaşanmasına sebep oldu.
İ.Ö.1275 yılında Büyük Kral II. Muvattali’ye
bağlı Hitit ordusu ile Mısır Firavunu II.
Ramses’in ordularının Kuzey Suriye’de , Orontes
(Asi) Nehri kıyısındaki Kadeş’te (Tell Nebi Mend)
savaşta doruk noktasına çıktı. Mısır
kaynaklarına göre Kadeş Savaşı’na giden Hitit
ordusunda 3500 araba ve 17 bin yaya asker
bulunuyordu. Bu savaşın galibi ne Hitit’ler, ne
de Mısır’lılardı. Savaş sonunda Hitit Kralı II.
Hattuşili, Kraliçe Puduhepa ve Mısır Firavunu
II. Ramses’in imzaladığı (İ.Ö. 1259) barış
antlaşması, dünyanın en eski ilk yazılı
anlaşması olduğundan dolayı önemlidir.
Antlaşmanın Hitit arşivlerindeki kopyası 1906
yılında yapılan kazıda bulunmuştur. Bu belgenin
bir kopyası da Mısır’daki Ramesseum’un ve Karnak
Tapınağı’nın duvarlarına Mısır hiyeroglifi ile
yazılmıştır. Kil tablet üzerine çiviyazısı ile
Akadca yazılıp Boğazköy’deki Hitit arşivlerine
konmuş kopyası, İstanbul’da Eski Şark Eserleri
Müzesi’nde sergileniyor. Bu belgenin II.Ramses’e
gönderildiği bilinen, ancak henüz bulunamayan
aslı ise gümüş bir levha üzerine yazılmıştır.
Hattuşa’da Sfenksli Kapı yakınlarında bronz bir
tablet bulundu. Ağırlığı 5 kg. olan çiviyazılı
bronz tablet, Hititlerin komşularıyla
ilişkilerine açıklık getirmesinin yanı sıra
İ.Ö.2000 Anadolu’sunun tarihicoğrafyasına ışık
tutan önemli bir belgedir. Bu antlaşmada
Tudhaliya , Kurunta’ya ve evlatlarına
Tarhuntaşşa Krallığı’nın hükümdarlığını ve
ileride bir başka bölgenin de hükümdarlığını
vaat ediyordu. Ancak kendisinin tüm Hatti ülkesi
üzerindeki ‘’Büyük Krallığa ‘’ özenmemesini şart
koşuyordu. Bütün bunlar İ.Ö. 13 y.y. Hitit
Devletinin yıkılmasında payı olan huzursuzları
belgeliyor.
İ.Ö.12.y.y. başlarında Mısır’da , Doğu Akdeniz
ve Ege’de huzursuzlukların, göçlerin ve
savaşların olduğu, Yakındoğu’da Tunç çağlarının
sona erdiği dönemde Anadolu'daki Hitit Devleti
de çöktü. İklim değişikliklerinden dolayı
yaşanan kuraklıklar sonucunda kıtlık yaşandı.
Taht kavgaları ve dış baskılar bu çöküşün
nedenleri olarak görülür. Çekirdek bölge olarak
tanımlayabileceğimiz İç Anadolu’da, Kızılırmak
kavisi içinde ise Hitit Devletinin çöküşünden
sonra, Demir Çağı’nın başlarında "Karanlık Çağ"
adı verilen dönem başlıyor. Bu dönemde bölgede,
olasılıkla yarı göçebe boyların seyrek
yerleşimleri söz konusudur.
Kaynak: Atlas Dergisi (1999-
sayı:74 ) Jürgen-Ayşe Baykal Seeher
Linkler
|