|

Yukardaki logoyu tıklayarak Bağımsız Karadeniz
Gazetesini okuyabilirsiniz.

Dünyanın tüm televizyonlarını Canlı seyretmek,
tüm gazeteleri tek bir sayfadan okuyabilmek için önemlilinkler.com
www.onemlilinkler.com
sitesini sık kullanılanlara ekleyin.
| |
|
|
|
|
| |
|
|
Bartın ve Amasra gezisi

Bir Anadolu Gezisi: Bartın - Amasra
Yirmi üç Nisan , tatil gününü değerlendirmek için Bartın ve
Amasra’ya girmeye karar verdik. On yıl önce gitmiştim ve son
gelişmeleri merak ediyordum. Nisan sabahı yola çıktığımda hem
neşeli, hem de heyecanlıydım. Otobüsümüzün hareketi ile güzel bir
güne başlamış olduk.
İlkbaharın başlaması ile doğa yeni giysilerini giymeye, toprağı ve
ağaçları renklerle süslemeye başlamıştı. Buğday tarlaları yeni
yeşillenmiş, tüm tepeler ve toprak yeşil örtüsünü örtmüştü. Yol boyu
yeni yeşillenen ağaçları izledim. Bir ay öncesinde kupkuru olan
dalları, yeşil yapraklar süslüyordu. Yeni bir baharda var olmanın
sevincini, neşesini bizlere ulaştırıyordu. Arada bir henüz
yaprakları açmamış ağaçlarda, kütük bölümlerinden dallarına kadar
sarılan yeşil sarmaşıklar hoş görüntüler oluşturuyordu. Bu
yeşilliğin içinde yola devam ederken Gerede yakınlarında mola
verdik. Çamların içinde yer alan mola yerimizde, bir de küçük göl
vardı. Otobüsten inince, çam ağaçlarının harika kokusunu
ciğerlerimize doldurduk. Bu sırada rehberimiz çam ağaçlarının
efsanesini anlattı.

‘’Ates , Kibele’ye (ana tanrıça, Anadolu’da bereket tanrıçası) olan
aşkına cevap alamayınca sunakta ( adak adanan yer) erkeklik organını
keserek denize atar. Aşkından, göz yaşları arasında bir süre sonra
kendisini de nehre atarak intihar eder Ates. Tanrılar Kibele’ye
olayı haber verince Pesinus’a (Ankara yakınlarında antik kent)
gelir. Fakat Ates’e yetişemez. Gözyaşlarına boğulur ve gözyaşlarının
toprağa düşdüğü yerde çam ağaçları oluşur. Aşklarının daimi oluşunu
sembolize ettiği için her zaman yeşildirler.’’ Aslında çam ağaçları
çıkardığı enzim nedeniyle kayaları eritip kendi köklerini uzatarak
tutunur doğada. Çam ağaçlarına daha dikkatle bakarak yolumuza devam
ettik.
Sağ tarafımızda Yeniçağ Göleti yer aldı . Mısır’a kadar giden
kuşların göç yolu olduğunu öğrendik. Otuza yakın kuş türünün
katledildiği tespit edilmiş. Dorukhan tünelinden geçtik. Bu tünel
Türkiye’nin en uzun tüneli, 903 mt. uzunluğunda.
DEVREK, yolların kavşağında kurulmuş. Batı’ya giderseniz Ereğli ve
Zonguldak’a, kuzeye giderseniz Kilimli sahiline ve Bartın’a , doğuya
giderseniz Karabük ve Safranbolu’ya ulaşırsınız. Devrek ilçesi,
Devrek çayının sağ ve sol kenarına kurulmuş. Devrek çayı 150 yılda
50 defa taşmış. Beton köprüleri bile yıkmış. Su taşkınları için en
tehlikeli aylar 15 Nisan-15 Mayıs arasıdır. Dere islah çalışmaları
halen devam ediyor. Devrek bastonları, dünyaca ünlü bir şöhrete
sahip. En önemli usta Çelebioğulları’dır. Birinci sırada gül
ağacından, ikinci sırada kızılcık ağacından yapılır. Dört aile
baston imalatı ile ilgileniyor. Köylerde eyer, semer ve kaşık yapımı
devam ediyor. Halkın % 85 ‘i tarımla, % 15’i ahşap ve nakliye
işleriyle meşgul olmaktadır. En kirli hava Çaycuma ‘dadır. Kağıt ve
selülozik fabrikaları hem Devrek’te hem de Çaycuma’da yer alır.
BARTIN iline geldiğimizde her tarafın betonla kaplanmış olduğunu
üzülerek fark ettik. On yıl öncesinin Bartın’ı yok artık. Beton
canavarı ne yazık ki bu güzel ilimizi de istila etmiş durumda!!
Bartın , Karadeniz Bölgesi’nin batı bölümümde yer alır. Yörenin ilk
yerleşenlerinin , yöreye M.Ö. 14. Yüzyılda gelen Gaşkalar olduğu
düşünülmekte. Hitit İmparatorluğu’nun önemli bir güç haline gelmeye
başlamasıyla beraber bölgede ki Gaşka hakimiyeti sona ermiştir.
Hitit İmparatorluğu’nun yıkılmasından sonra Lydialılar, Persler,
Makedonyalılar, Bithynia Krallığı ve Romalılar yöreye hakim
olmuşlardır. Roma dönemimde, Bartın’ın askeri ve ekonomik
nedenlerden dolayı önem kazandığı bilinmektedir. Roma İmparatorluğu
M.S. 395’te ikiye ayrıldığında yörenin Doğu Roma toprakları
içerisinde hüküm sürdüğü , 13. Yüzyılda Türklerin Anadolu’ya
gelmesinden sonra Bartın ve çevresinin Candarlıoğlulları Beyliğinin
hakimiyetine geçtiği bilinmektedir. 1395’de Yıldırım Beyazıt, Bartın
‘ı Candarlıoğlulları Beyliği’nden almakla beraber Amasra’da bulunan
Ceneviz kolonisi tesirini sürdürmüş, Amasra 1460 yılında Fatih
Sultan Mehmet döneminde Osmanlı hakimiyetine geçmiştir. Bartın,
1924’te Zonguldak’ın ilçesi, 1991’de ise il olmuştur. Amasra,
Kurucaşile, Ulus ilçeleridir.
Bartın’ın % 46’sını ormanlar oluşturur. Ortalama yüksekliğin 2500 mt.
olduğu Bartın’da Küre Dağları önemli yükseltilerle yer alır. Bartın
yaylaları ortalama 1000 mt. yükseklikte yeşille iç içe girmiş yayla
evleri, zengin flora , fauna ve manzaraları ile sizi doğaya davet
eder. Uluyayla, Ardıç, Kalkınlı, Zoni(Arıt) en önemli yaylalarıdır.
Bartın’ın dik ve ormanlık yamaçlarını deniz ile buluşturan 59 km.
sahil şeridi yerli ve yabancı turistlerin ilgisini çeker. İnkumu
plajı Haziran - Ekim arası yoğun ilgi görür. İnkumu ay şeklindeki
geniş bir koydan oluşur. Arkasında ormanlık dağ hemen önünde
binalar, yol ve ince kumu ile Antalya plajlarını aratmayan plajı yer
alır. Karadeniz aniden dalgalanır, sonra sakinleşir, masmavi denizi
ile sizi yüzmeye çağırır.
Bartın ili 18. Yüzyıldan itibaren İstanbul’un tavuk ihtiyacını
karşılamış. 17 yüzyıldan itibaren ahşap işinde ün kazanmış. Ahşap
evler Karkas olarak yapılmış olup, çıkmalar payanda ile desteklenir.
200 yıllık dönemi kapsayan evlerin sokaklara ve ön cephe yönünde
yörenin ahşap işleme sanatını yansıttığı önemli özellikler yer alır.
Meşe, gürgen, çam, abanoz ağacı en çok kullanılan malzemelerdir.
Bartın evleri genellikle bir sofa etrafında yer alan odalardan
meydana gelmiştir. Bahçe içine inşa edilmiş evler yöre ağzı ile ‘’daraba’’
denilen bahçe çitleriyle çevrilidir. Her evin kendine ait kuyusu
bulunur. Şehir merkezinde bulunan , Halil bey Camii 1872 yılında
Halil bey tarafından yaptırılmıştır. Kubbesiz, dikdörtgen planlı , 2
pencere ile aydınlanan kagir yapıdır. İbrahim Paşa Camii ise Bosna
Valisi İbrahim Paşa tarafından yaptırılmış. 150 yıllık camii ,
kubbenin etrafında olmak üzere on ikisi büyük otuz iki pencerelidir.
Tek minareli, tek kubbelidir. Bartın çayı ilin içinden geçer. Eski
adı Portenyus – Portenya ; anlamı müzik söyleyen periler demektir.
Taşımacılıkta çok önemli bir yeri vardır. Uzunluğu 17 km. dir.
Osmanlıda tekne ve gemi yapım yeri olarak kullanılmıştır. Lale
devrinde ünlü ziyafetlerin ve şölenlerin yapıldığı yerdir. Bartın
nehrinin Karadenizle birleştiği yere yakın dağların içinde denizaltı
tersanelerimiz bulunmaktadır. Sol tarafınızda akıyormuş gibi duran
Bartın nehri, ortada yol, sağ tarafınızda dağlar bulunmaktadır.
Ortada bulunan yol sizi, sol tarafta üzerinde yürüyormuşsunuz
hissini veren Bartın Çayının , Karadeniz’le kucaklaştığı noktaya
ulaştırır. Yolun sonundaki deniz feneri Karadeniz yolcularına
yerlerini belirtir.
AMASRA , Bartın arası 16 km. Bir düz, bir yokuşlu yol sizi Amasra’ya
ulaştırır. Yeşilin her tonu ile tanışan gözleriniz daha huzurlu
olmanızı sağlar. Amasra’ya gelmeden Anadolu’da yapılmış olan tek yol
anıtını gezdik. Kuş Kayası Yol Anıtı M.S. 41-54 tarihleri arasında
Roma İmparatoru Tiberius Germanicus Cladius zamanında doğu
eyaletleri inşaat komutalığı yaptıktan sonra Bithynia-Pontus
Valiliğine atanan Gaius Julius Agulia tarafından yaptırılmış,
karayolu dinlenme yeri ve anıtıdır. Anıtta dik merdivenlerle
çıkılır. Yüksek bir kayanın ön tarafında kemerli bir niş içine oyma
tekniği ile yapılmıştır. Toga giyimli bir insan figürü ve nişin
sağında bir sütun, sütunun üzerinde ise kartal motifi bulunmaktadır.
Kartal askerlerin sınırsız gücünü temsil etmektedir. İki kitabesi
bulunur. Anıttan aşağı inerken manzara harikadır. Fotoğraf çekmeyi
sevenler için harika kareler sunar. Etrafta mor çuha ve sıklamen
çiçekleri yeşilliklerin arasından gülümser size...
Tarihi M.Ö. 2000’li yıllara uzanan Amasra, M.Ö. 3 yüzyıla kadar
Esamos olarak anılmış, M.Ö. 4 yüzyılda Prenses Amatris Amasra’ya
gelir, bir kent kurarak bağımsız kraliçelikle yönetir. Prenses
birinci evliliğini General Kratos’la (Mısır fatihi) , ikinci
evliliğini Denis’le yapar. Denis fazla yemekten ölür ve prenses
tekrar Trakya kralı ile evlenir , kral Esamos adını Amasra olarak
çevirmiştir. Ametris 295’de kendi adına para bastırır. Prenses
döneminde ticaret merkezi olur Amasra (Emperrion) . Mısır’dan bile
ürün gelir, burada satılır. Prenses Ametris’in sarayı, deniz
havuzuna inen güllerle kaplı yolda yer alır. Şu an bu havuzlar
otlarla kaplıdır. Prensesi oğulları birleşerek öldürüp , denize
atarlar.
Amasra’da iki liman bulunur. Dış (büyük) liman, iç (küçük) liman.
İlk geldiğiniz yer büyük limandır. Burası ay şeklinde içeri girmiş ,
karşı taraf da yeşil ormanla kaplı bir dağ bulunur. Ne yazık ki,
Amasra sit alanı olmasına rağmen bu dağda binalar yükselmekte. Sağ
tarafımızda deniz çok hoş bir kumsal oluşturmuştur. Bu kumsalı
balıkçı kayıkları süslemekte. Büyük limana indiğimizde öğle saati
idi. Rehberimiz önceden lokantada yerimizi ayırtmıştı. Yörenin en
ünlü lokantası Çeşm-i Cihan’da ağırlandık. Lokanta iki katlı, yöreye
uygun ahşap mimari örneğinde yapılmış. Biz lokantaya gittiğimizde
balıklar hazırdı. Lokantanın camından bakınca büyük limanı tamamen
görebilirsiniz. Amasra’nın ünlü salatası ve nefis balık kızartmasını
yedikten sonra Amasra keşfimize devam ettik.
Ceneviz Kalesi 1460 yılında Fatih Sultan Mehmet tarafından alınmış.
Ceneviz’liler 200 yıl burada yaşamışlar. Ceneviz kapısından kale
içine girilir. Dört kademeden oluşan kale, içkale (ahmedek) Osmanlı
döneminde kale komutanı (Osmanlı’da dizdar – Bizans’da tekfur denir)
konaklamıştır. Büyük İskender geldiğinde yenilir ve komutanlarını
kendi elleriyle evlendirir.
Kırk direkli çadırın direk uçları , alt kısımları , tahtın ayakları
arslan figürlü som altından yapılmış. Kale içinde bulunan çoğu
zindan çökmüş durunda. Fetiye Camii (Fatih veya Fetih) bölgenin en
önemli camisidir. Fatih Sultan Mehmet fethettiğinde burası Alexios
Kommenos zamanında yapılmış bir kiliseymiş. En kısa zamanda küçük
kiliseden mescide çevrilir.(şapel)
Amasra sokaklarında rehberimizi takip ederken bir köprüye geldik.
Köprünün altından Karadeniz suları geçip iç limanla birleşiyor.
Küçük limanın sol tarafında binaların ön tarafında çay bahçeleri yer
alır. Köprüyü devam edince sorma gir kapısına (karanlık yer veya
karanlık kapı) geldik. Üstü tak şeklinde yapılmış bu kapının tam
ortasında bir boşluk vardır. Efsaneye göre bu boşluktan üç taşı
delikten kim geçirebilirlerse dilekleri kabul olurmuş. Grubun bütün
çabalarına rağmen üç taşı aynı anda geçiren olmadı. Kapıdan geçince
Boz Tepe başlar. Boz Tepe’de Karadeniz manzarası harika , karşınızda
martı adası bulunur. Ada küçük ama martıların yaşam yeridir. Eskiden
ada üzerinde manastır olduğu söyleniyor. Sağ tarafınızdaki tepelerde
Amasra evlerinin görüntüsü çok güzeldir. Aşağı baktığınızda
kayalıklara hızla çarpan Karadeniz dalgalarının sesi ve rüzgarı ile
engin denizlere yelken açtığımız sırada çok sayıda martı havalandı
ve herkes fotoğraf çekmeye çalıştı. Karadeniz ufuk çizgisiyle
buluşurken Boz Tepe’de çay içip, dinlendik. Rehberimiz antik dönemde
denizcilerin (mavnacı) Karadeniz’e konuk sevmez deniz (Pontus
Ekselikos) dendiğini söyledi.
Amasra girişindeki sol tarafınıza kalan küçük liman kenarında
bulunan müzede tarihi kentten arkeolojik buluntular ve etnografik
eserler sergilenir. Maalesef müzede resterasyon çalışmaları devam
ettiğinden dolayı ancak bahçesinde sergilenen eserleri görebildik.
Son durağımız çarşı. Tarihi kaynaklarda geçen ve meşhur olmuş
ağaçlar kestane, defne, ıhlamur ve şimşirdir. Şimşir ve ahşap
işlerinin yapıldığı yerler ‘’ çekişciler’’ olarak bilinir. Grup
çarşıya girince herkes bir tarafa dağıldı ve hediyelik eşya
alışverişi yapıldı.
Güzel olan şeyler çabuk biter derler. Zaman yine çabuk geçti. Dönüş
yolculuğunda biraz buruktuk. Karadeniz’in incisinden ayrılmak
istemiyorduk. Ama otobüsümüz virajları dönmeye başlamıştı .. Belki
başka bir bahar tekrar görüşür, hasret gideririz............
Bence bunları yapmadan dönmeyin!!! - Amasra’da balık , salata
yemeden - Bozköy ve Çakraz’da denize girmeden - Doğa yürüyüşlerine
katılmadan - Özgün Bartın evi gezmeden - Bartın Çilek Festifali’ne
katılmadan ... Bizlere sanat tarihi bilgilerini aktaran rehberimiz
Çetin Arslan’a teşekkür ederiz.
Yazı : Nurperi
Ünsal
BARTIN LINKLERI
Bartın
ve Amasra gezi rehberi
Bartın, Bartın ili,
Amasra, Kuruçaşile, Ulus
Bartın
ve Amasra müzeleri
Bartın ve
Amasra gezisi
Bartın
ve Amasra müzeleri
Bartın
mutfağından yemek tarifleri
Bartın Tarihi
Bartın
turistik gezilecek yerler
Bartın
yaylaları
|
|
| |